
Hesaba çekilmeden, kendimizi mutlak hesaba çekmeliyiz!
Özellikle emekli olan eğitimcilerimizin bilgi ve birikimlerinin kahve köşelerinde heba olması içimizi sızlatan ve bizleri yaralayan acı bir gerçektir. Toplumumuzun bu değerlere bu kadar ihtiyacı varken, yazık oluyor. Her geçen gün ömürden geçiyor ve pişmanlık çare değil.Pişmanlık perdesi yüzümüzü örtmeden insanlık için yapılması gereken vazifelerimizi bilelim. İnsan hayatına sığmayacak işler yapan canlılar var. Eski bir binanın taş duvarında, taşların arasından bir filiz çıkıyor ve çiçek açıyor. Bu çiçek, içinde bulunduğu şartları hiçe sayıyor. Bu duvarda toprak yok, su yok, güneş, rüzgar beni hırpalar demiyor. Çiçek, şartlara meydan okuyarak yeşeriyor. Lisan-ı hal ile diyor ki: Allah bana “ yeşer ” dedi, ben de yeşerdim. Sonuç ve şartlar ne olursa olsun. İşte inanmak böyle olmalı.Nefsime engel olamıyorum diyenler, muvaffak olmak için kendileriyle gerçekten mücadeleye girdi mi? Bir anda üst seviyeye gelinmez. ALLAH’ın koyduğu tedric-i tekamül kanunu vardır. Yani yavaş yavaş olgunlaşmak. Kuzu yavaş yavaş büyür. Meyveler yavaş yavaş olgunlaşır. İnsan da bir anda kemale eremez. İnsan da yavaş yavaş gelişir. Kahvedeki adam ezan okundu mu tavlayı pat diye kapatıyor; fakat namaza gitmiyor. O adamın imanı, tavlayı kapatacak kadardır. Kahveden kalkıp camiye gidemiyor. İmanının ölçüsü, camiye gitmesine izin vermiyor. O tavlayı kapatan kalp rahatsız,kıvılcım var ama şeytani nefise yenik düşüyor. Ahirete inanıyoruz; ama dünyayı tercih ediyoruz. Allah’ın rahmetine inanıyoruz; ama bir türlü hak yolunda olmamız gerektiği gibi olamıyoruz! Her ruhun aradığı aşk, Allah aşkıdır. Saygılarımla…
Yazar:Ramazan KAHVECİ
Yorumlar

|
Gümüşhane İli Şiran İlçesi Seydibaba köyü sitesi. |
Yazılım ve Tasarım Webtek |

Haber